ÖZEL GÜVENLİK SEKTÖRÜNDEKİ TAŞERON SİSTEMİ VE HAKLARI İHLALLERİ
Ülkemizdeki Özel Güvenlik Kanunu'na ve özel güvenliğin temel amacına aykırı olarak, ne yazık ki sektörde çalışan özel güvenlik işçilerinin birçok sorunla karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Sektör çalışanlarının birçoğu; yoğun baskı, mobbing, düşük ücret, 12 saatlik çalışma süreleri, sürekli ayakta kalma, kameralarla izlenme, ses ve görüntü kayıtlarının alınması, yönetim tarafından sürekli izlenerek baskı kurulması, işten çıkarma tehditleri ve sürekli farklı şubelere veya yerlere tayin edilme gibi ciddi problemler yaşamaktadır. Bu sorunlar, işverenler tarafından kasten ve bilerek yaratılmaktadır.
SEKTÖRDEKİ BU BİRİNCİ TEMEL SORUNUN KAYNAĞI TAŞERON SİSTEMİDİR.
Taşeron Sistemindeki Eleman Eksiltme ve Haksız Kazanç Hileleri
Türkiye’deki taşeron uygulamasına bakıldığında; alt işverenler (taşeron firmalar) asıl işverenle, örneğin 10 kişilik bir güvenlik hizmeti için anlaşırlar. Burada kişi başı belirli bir ücret belirlenir ve bu oran üzerinden alt işveren belli bir kâr elde eder. Yapılan sözleşmelerde genel olarak işçilerin sigorta, vergi, kıyafet, ücret, kıdem ve ihbar tazminatları gibi tüm giderleri asıl işveren karşılar. Buraya kadar olan süreç normal görünmektedir.
Ancak birçok alt işveren, asıl işverenden aldığı yasal kârla yetinmeyip hileli yollara başvurmaktadır. Şöyle ki:
10 kişinin çalışması gereken bir yerde 7-8 kişi çalıştırırlar.
Ortaya çıkan iş gücü açığını, işçilere ya yasal olmayan fazla mesai yaptırarak ya da hiçbir şekilde yaptırmayarak kapatmaya çalışırlar.
İşçinin ve asıl işverenin haberi olmadan eksik elemanla güvenlik hizmeti vermeye devam ederler.
Bunu yapmalarının sebebi, anlaşmanın kişi başı ücret üzerinden yapılmasıdır. Eleman eksik çalıştırıldığında; çalıştırmadıkları personelin kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık izin maliyetleri ve sigorta primleri gibi tüm kalemler ekstra kâr olarak taşeron firmaya kalmaktadır.
Mobbing, İstifaya Zorlama ve Lojman Tehdidi
Bununla da yetinmeyen bazı taşeron özel güvenlik firmaları, çalışanlara sistemli bir şekilde baskı ve mobbing uygulayarak onları işten ayrılmaya zorlamaktadır:
Çalışanların görev yerleri sürekli değiştirilerek istifaya zorlanırlar ve bu sayede tazminat ödemeyerek kendilerine haksız kâr sağlarlar.
Çalışanlar kameralarla aralıksız izlenir; 12 saat veya daha fazla çalıştırılarak yorgun düşürülürler. En ufak bir hatada "hata yaptın" denilerek işten çıkarılırlar.
Maddi olarak zor durumda ve çaresiz olan özel güvenlik işçilerine "yatılı yer veriyoruz" diyerek onları getirirler; ancak sağlanan yerler son derece pis ve sağlıksız koşullardadır.
Üstelik bu konaklama yerlerinin kirası da özel güvenlik işçilerinin maaşından kesilmektedir.
Bazı firmalar ise işçileri "Dediğimizi yapmazsan seni derhal lojmandan çıkarırız" diyerek sürekli tehdit etmektedir.
Bordro Hileleri ve Maaş Gaspı
Tüm bunların yanı sıra, bazı özel güvenlik firmaları ciddi bordro hilelerine başvurmaktadır:
Asıl işverenle kişi başı örneğin 60.000 TL üzerinden anlaşılmasına rağmen; kıdem, ihbar, fazla mesai ve Ulusal Bayram ve Genel Tatil (UBGT) günlerinde yapılan çalışmalar tam olarak ödenmemektedir.
İşçilerin maaşları resmi kayıtlarda ve bordroda asgari ücret olarak gösterilmekte; geri kalan tutarlar ise prim, ikramiye veya kasa tazminatı gibi kılıflarla hukuka aykırı şekilde bölünmektedir.
Özel güvenlik işçisi yıllık izne çıktığında veya haklarını talep ettiğinde, "Senin resmi maaşın asgari ücrettir" denilerek işçilerin emekleri gasp edilmektedir.
Resmi tatil günlerinde çalışan işçilere, normalde almaları gereken gerçek ücret üzerinden değil, bordroda gösterilen düşük asgari ücret oranı üzerinden mesai ödemesi yapılmaktadır.
Asıl İşverenlerin Dolandırılması ve Doğrudan İstihdamın Önemi
Sektörde dürüst ve düzgün çalışan firmalar, bu hileli yöntemleri kullanan firmalara karşı ne yazık ki ayakta kalmakta zorlanmaktadır.
Hileli firmalar, karşı tarafı ikna etmek için "Biz kurumsalız, büyük firmayız, globaliz" gibi süslü kelimeler kullanarak hakikati gizlemekte ve gizli tutmaktadır.
Asıl işverenler ise bu sözlere kanarak çalışanların bordrolarını ve özlük haklarını yeterince incelememekte, uygulanan bu hileli yöntemleri görememektedir. Bu durum, aslında asıl işverenin de dolandırıldığı anlamına gelmektedir.
Asıl işverenlerin bu tür taşeron firmalarla olan sözleşmelerini derhal feshetmesi gerekmektedir. Çünkü burada haksız bir kazanç, sömürü ve hukuksuzluk vardır.
Türkiye’deki birçok özel güvenlik firmasının tek amacı para kazanmaktır; güvenlik sektörünün kalitesi ve hizmet anlayışı gibi bir kaygıları yoktur.
Bazı taşeron firmalar, "Asıl işverenin faaliyet izni olmadığı için güvenlik hizmetini kendisi yürütemez" şeklinde yanlış bir algı yaratmaktadır.
Oysa asıl işverenlerin güvenlik hizmetini kendi bünyelerinde doğrudan sağlaması (öz güvenlik birimi kurması) hem hizmet verimliliğini artıracak hem de taşerona aktarılan kâr payı ortadan kalkacağı için mali açıdan daha avantajlı olacaktır. Taşeron firmaların sektöre yaptığı somut bir yatırım yoktur; zaten çalışan personel nitelikli ve özel güvenlik kimlik kartı sahibi bireylerdir.
Bakanlıklara ve Devlet Yetkililerine Çağrı
Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, bu tür firmaları detaylı ve kapsamlı bir şekilde denetlemelidir.
Bordro hilesi yapan, yasaların arkasından dolaşan ve işçi haklarını gasp eden firmaların faaliyet izinleri iptal edilmeli ve mal varlıklarına el konulmalıdır.
Bu tür hilelerin ve usulsüzlüklerin bir daha yaşanmaması için caydırıcı tedbirler alınmalıdır.
Sendikal Mücadele ve Milli Güvenlik
Bazı özel güvenlik firmaları, sendikaların bu usulsüzlükleri bildiğini ve işçiler için mücadele ettiğini gördüklerinde, sendikacıları engellemek amacıyla sürekli hakkı olmayan suç duyurularında bulunmakta ve şikayetçi olmaktadır. Buradaki temel amaç, sendikal faaliyetleri baskılayıp kimseden ses çıkmamasını sağlamak ve diledikleri gibi hareket etmektir.
Milli Güvenlik Boyutu: Taşeron güvenlik sisteminin tamamen kaldırılması ve her kurumun kendi özel güvenlik personelini kendi bünyesinde çalıştırması, ülkemizin milli güvenlik bekası açısından da hayati bir önem taşımaktadır. Bünyesinde binlerce silahlı ve silahsız personel barındıran bu sektörün, doğrudan devlet kontrolü ve asıl işveren sorumluluğu altında yönetilmesi şarttır.
Özel Güvenlik Emekçilerine Çağrı: Bu oyunlara ve haksızlıklara karşı durabilmenin yolu örgütlenmektir. Tüm özel güvenlik çalışanlarının, e-Devlet üzerinden 5 no'lu Savunma ve Güvenlik iş kolundaki Güvenlik-Koruma İş Sendikası'na üye olarak dayanışma göstermesi ve taşeron şirketlerin bu zalimce uygulamalarına "dur" demesi gerekmektedir.












